Güneş Ülkesi

Tommaso Campanella
Bordo Siyah Klasik Yayınları, 2006, İstanbul.
Türkçesi: Veysel ATAYMAN

Yazar ile alakalı kısa bilgiler

16. Yüzyılın ikinci yarısında İtalya’da dünyaya gelen, küçük yaşta ilim tahsil ederek eğitimine hızlı başladı. Aristoculuk’dan ayrılarak algı ve duyunun ön plana çıktığı çizgide eserler verdi.

Ütopya denilince akla gelen kavram ve manaları tartışarak başlayan kitap, belli ki yazıldığı zamanın fikir akımlarından ciddi bir şekilde etkilenmiş. Sosyal meselelerin işlendiği Güneş Ülkesi’nden bahsederken seçilen yöntem, iki kişi arasındaki dialog üzerinden anlatmadır. Cenovalı bir denizci ile Hospitalit (Orta Çağ’da kutsal yerlerde hastalanan hacılara bakan dayanışma kurumunun üyelerine verilen ad) arasında geçen konuşmalarda anlatılan Güneş Ülkesi’nin, anlatan şahsın bizzat ziyaret ettiği gelişmiş bir toplum ve Hint Denizi’ndeki bir ada devleti olduğunu anlıyoruz.

Mimarînin ön plana çıktığı ayrıntılı şehir tasvirleri, mantık ve matematiğin fen bilimlerinde popüler oldukları, insanların bedenlerini geliştirmek için spora verdiklerini önem işlendiğinde Roma kültürüne yakın bir medeniyet izlenimi elde ediyoruz. Ardından, yönetimde üç kesimin -şeflerin- söz sahibi olarak bize tanıtıyor: Güç, Bilgelik ve Sevgi.

Askerî kanadı ve birliklerin yönetildiği ve kurgulandığı yer olarak karşımıza Güç çıkmaktadır. Askerlerin oldukça gelişmiş ve ileri derecede matematik ile üretilmiş silahlarla mücehhez oldukları, büyük çoğunluğunun erkeklerin oluşturduğu, ama kadınlarında belli lojistik pozisyonlarda konuşlandırıldıklarını görüyoruz.

Bilgelik kurumu ise mesleklerin, sanatların, ilgili makamların ve eğitim müessesi ile ilgilendiğini görmekteyiz. İnsanların mal, mülk sahibi olmasının gerekli olmadığından hareketle, herkesin ihtiyacı olduğu ev, giyim gibi gereksinimlerinin merkezden tedarik edilmesi, sosyalist düzen etkisini göstermektedir.

Sevgi’nin ise aile ve bireyler arasındaki ilişkileri düzenlediğini görmekteyiz. İnsanların yeme, içme, yaşama, günlük hayatlarının planlanması ve evliliklerinin dahi belirli işbilir kimseler ve hekimler nezaretinde yapıldığı anlatılmaktadır. Yemeklerin hep beraber yenilmesi ve öncesinde dua edilmesi, hekimlerin yemekleri sağlıklı bireyler için devamlı kontrol etmesi ve evlilik müessesinin kişisel tercihlerden çok, sağlıklı jenerasyon yetiştirmeye bağlı bir eşleştirmeye dayalı bir sistem olması göze çarpan noktalardandır. Dolayısıyla, zamanın belli dogmalarına aykırı ve karşı çıkan bir düşünce sisteminden bahsetmiştir. Aksine, Hristiyan motiflerinin işlendiğini göz önünde tutarak, kitap boyunca İslam peygamberine iki defa yaptığı hitabının uslubunda dönemim Hristiyan bakışından kurtulamadığını anlıyoruz.

Sonuç olarak şunları ifade etmek isteriz. Önemli bir kaynak kitap olarak belli zamanlarda el üstünde tutulan bu kitap, şu anda Kuzey Teksas Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde ders kitabı olarak okutulmaktadır. Baskıcı otoritelerin etkisi ile fikirlerin açıktan ifade edilemediğinden, kitabın farklı bir yöntem ile yazılması, çağının anlaşılmasında değerli fikirler vermektedir. Ütopya’dan bir düşünürün beklentisinin ne olduğu, ufkunun genişliği (veya darlığı), yönetimden insan ilişkilerine farklı açılardan  anlamak isteyen hızlı okuma tekniği ile bir solukta okuyabileceği, şiddetle olmasa bile tavsiye edilen bir kitap olarak literatürümüzde yer almıştır.